Kanser Hastası / Hasta Yakınlarının Psikolojik Süreci

Kanser; cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi gibi farklı tedavi seçeneklerini barındırmaktadır.

Kanser Sürecinde Hasta / Hasta Yakınlarının Psikolojik Süreci ve Yönetimi

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biri olan kanser, görülme sıklığı, tanı, tedavi ve sosyo-ekonomik yönleri ile hasta ve hasta yakınları için yönetmekte güçlük yaşanan bir sağlık sorunudur.

Kanserin nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, literatürde bildirilen olası nedenleri değiştirilebilir ve değiştirilemeyen etkenler olarak iki grup altında incelemektedir. Değiştirilemeyen etkenler arasında yaş, cinsiyet ve aile öyküsü, değiştirilebilir etkenler arasında ise çevresel etkenler yer alır. (Sigara ve alkol kullanımı, radyasyondan etkilenme, bazı virüsler, beslenme alışkanlıkları, gıdalardaki katkı maddeleri, uzun süre güneş ışığına maruz kalma, hava kirliliği gibi).

Kişinin bu risk faktörlerinden biri veya daha fazlasından etkilenmiş olması kesin kanser gelişeceğini göstermez, ancak kansere yakalanma olasılığını arttırır. Bazı insanlarda kanser gelişimini tetikleyecek birçok faktör bulunmasına rağmen yaşam süresi boyunca kansere yakalanmazken, kanser tanısı konulan bazı hastalarda ise hiçbir nedene rastlanmayabilir.

Kanser

Cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi gibi farklı tedavi seçeneklerini barındırmaktadır. Kemoterapi metastaz ya da hastalığın yaygın olduğu durumlarda uygulanabilmesi açısından en çok tercih edilen tedavi seçeneğidir. Kemoterapik ajanların hastada fiziksel olarak birçok olumsuz yan etkisi vardır. Bunlardan bazıları, uykusuzluk, yorgunluk, el ayak sendromu ve tırnak değişiklikleri, lenf ödem ve bulantı kusma gibi hastanın günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmekte güçlük çekmesine sebep olan yan etkilerdir.

Yaşamı tehdit eden ve kronik hastalıklardan biri olan kanser, hasta için olduğu kadar hasta yakını içinde yönetilmesi oldukça zorlayıcı bir süreci kapsar. Ailede kanser hastasının olması tüm aile bireylerinin yaşam akışını değiştirmekte ve aile içi rollerde değişime sebep olmaktadır. Kanser hastaları sıklıkla kaygı, çaresizlik, duygusal yük sebebi gibi hasta yakınlarının sorumluluklarına ek stres faktörleri yüklediğini düşünebilir.

Bu süreçte, hasta yakınları

  • hastalarının semptomlarını takip ve kontrol etme,
  • gerekli ilaçları temin etme,
  • hastanın sürece uyumunu kolaylaştırma,
  • yeterli ve dengeli beslenmesini sağlama,
  • mali süreci yönetme,
  • kritik karar verme ve problem çözme
  • bakım sürecinin evde ve hastanede sürdürülebilir olmasını sağlama gibi, kendi sorumluluklarına ek birçok sorumluluğu yönetmek durumundadır.

Tanıdan yaşam sonu döneme kadar geçen süreçte hasta ve hasta yakınları değişen dünyalarında birçok psikolojik evreden geçer. Yaşadıkları güçlüklerle baş etmek hasta ve hasta yakını için yeni öğrenilen bir durum olup, bazen yönetmekte oldukça güçlük çekmektedir. Bu noktada sıklıkla psikiyatr ya da psikolog desteği önerilmekte ve gerekirse ilaç tedavisi başlanmaktadır.

Bu başvurunun gerekliliği bilinmektedir. Artık Dünya’da ve Türkiye’de bu sürecin spiritüel açıdan desteklenmesi yönünde geleneksel, alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinden de faydalanılabileceğine dair bir çok kanıt temelli çalışma yer almaktadır.

Bu anlamda

  • müzik terapi,
  • re iki,
  • akupunktur,
  • refleksoloji,
  • meditasyon,
  • hipnoz gibi beden ve ruh sağlığının bütüncül yaklaşımını hedefleyen alternatif yöntemler hastalığın yan etkilerini azaltmakta. Hastalığı algılama düzeyinde olumlu sonuçlar elde edildiğine dair birçok araştırma sonuçları mevcuttur.

Bu yolda mücadele eden hasta ve hasta yakınlarının süreci iyileştirme amacıyla aldığı bu destek yöntemler aynı zamanda moral anlamında da büyük katkı sağlamaktadır. Bu yöntemler pozitif duyguları arttırarak rahatlama sağlamakla birlikte, hasta ve hasta yakınının hastalıkla mücadele döneminde motivasyon kazandırır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir